Yeni bir yıl, takvimde sadece bir rakam değişikliği değil. Kendimize dönüp bakmak ve nereden nereye geldiğimizi hatırlamak için güzel bir fırsat.
Yeni listeler ve hedefler belirliyoruz her yılın sonunda. Bazılarını yapabiliyor, bazılarını yapamıyoruz ve sonuçlara belki de fazla önem veriyoruz. Belki asıl bakmamız gereken yer, nedenler.
Neyi yapamadığımızdan çok, neden orada zorlandığımızı düşündük mü? Enerjimiz mi yetmedi, zaman mı bulamadık, yoksa hedef hiç bize ait değil miydi? Bu soruları sormadan kendimizi suçlamaya geçiyoruz genelde. Oysa suçlamak, anlamaya çalışmak yerine başvurduğumuz çok yüzeysel bir refleks.
Yaşadığımız çağda hız bizim için çok önemli hâle geldi. Sosyal medya içerikleri hızlı; shorts’lar, reels’lar arasında birileri hızlı hızlı çıkıp anlatıyor, görüntüler hızla geçiyor, sorulara anında cevaplar alabiliyoruz. Bunlar başlı başına bir sorun olmayabilir; fakat bu hıza kapılıp gitmek çok olası. Oysa hayatta yavaş olduğumuzda daha çok öğrenebileceğimiz durumlar, alanlar, ilişkiler ve kararlar var. Bu yavaşlık, romantik bir kaçıştan çok, bir tür dikkat biçimi. Kendine dönüp bakma cesaretini, sabrı ve dürüstlüğü içeren bir dikkat.
Belki bu yıl daha fazlasını yapmak yerine, neden bazı şeyleri yapamadığını dürüstçe anlamaya zaman ayırabilirsin. Belki hedef koymak yerine, hedef koyma ihtiyacının nereden geldiğini sorgulayabilirsin.
O kaynağı netleştirdiğinde, enerjini gerçekten besleyen hedefler kendini daha kolay gösterir.